DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Yasin Aktay: 27 Mayıs Türkiye’de darbe geleneğini başlattı

Yasin Aktay: 27 Mayıs Türkiye’de darbe geleneğini başlattı
30.05.2020
53
A+
A-

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı ve 15 Temmuz Derneği Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ali Köse’nin moderatörlüğünü yaptığı “Demokrasinin İnfazı: 27 Mayıs Darbesi” programında siyasetçi kimliğiyle tanınan Prof. Dr. Yasin Aktay 27 Mayıs Darbesi’nden 15 Temmuz tanıklığına kadar yakın tarihimize damga vuran olayları anlattı.

KULELİ’YE GİREN BİR ÇOCUK DARBE HAYALİ KURAR OLDU

15 Temmuz Derneği YouTube kanalından canlı yayınlanan programda konuşan Aktay, 27 Mayıs’la birlikte Türkiye’de darbe geleneğinin başladığına dikkat çekti. 27 Mayıs’ın 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve son olarak 15 Temmuz’un önünü açan ilk darbe olduğunu söyleyen Yasin Aktay “Asker 27 Mayıs’tan sonra darbe yapma hakkını kendinde buldu. Kuleli’ye giren bir çocuğun hayallerini siyasetle değil darbeyle cumhurbaşkanı olmak süsler hale geldi. Demokrasiyi bir oyun gibi gören askeri vesayet bu tarihten sonra oyunu bozma hakkını kendinde gördü ve rejimi tehlikede gördüğü anda darbeye sarıldı. Darbe anayasaları yıllarca yürürlükte kaldı” dedi.

GEZİ VE 17-25 ARALIK EN TEHLİKELİ DARBE GİRİŞİMLERİDİR

27 Mayıs 1960’daki toplumsal yapının detaylarına değinen Aktay “O dönem milletimizin çoğu köyde yaşıyor, milli gelir oldukça düşük ve üniversiteleşme çok az. Yıllar içinde bu denge değişti. AK Parti iktidara geldikten sonra orta sınıf yükseldi. Kentlileşme oranı arttı. Üniversiteler çoğaldı. Köyde yaşayan vatandaş da darbeye karşı bilinç kazandı. Bütün bunlar askeri vesayetin 2010 yılından sonra gerilemesini sağladı. 12 Eylül 2010 referandumu vesayetçileri iyice güçten düşürdü. Ancak darbe yapmak isteyenler bu sefer farklı kılıklara girerek aynı oyunu yürürlüğe soktu. Gezi Olayları darbenin demokrasi ve hak talepleri kılıfına girmiş haliydi. 17-25 Aralık Operasyonları yargı eliyle yapılmaya çalışılan bir darbeydi. Ben 17-25 Aralık’ın 15 Temmuz’dan daha tehlikeli bir girişim olduğunu düşünüyorum. O dönem Cumhurbaşkanımızın cesur ve kararlı duruşu olmasaydı Türkiye bugün çok farklı bir noktadaydı” şeklinde konuştu.

27 MAYIS İLE MISIR DARBESİNİN SOSYOLOJİSİ AYNI

Gezi Olayları ile Mısır’daki Sisi Darbesini karşılaştıran Aktay, aynı dönem aynı söylemlerle sokağa dökülenleri ortak bir aklın yönlendirdiğine dikkat çekti. “Darbe olmadan önce Tahrir Meydanı’nda sokağa dökülenlerin söyledikleri şey Mursi’nin iktidarı paylaşmadığıydı. Oysa Mursi kabinesinin yarısı farklı görüşlerden kişilerle doluydu. Bazıları okumamış kesimle eğitimli kesimin oylarının aynı olmasını yadırgıyordu. Bunlar bizim yıllarca duymaya alıştığımız şeyler. 27 Mayıs’ı destekleyen zihniyetle Sisi Darbesi’nden medet umanlar, aradaki yıllara rağmen ortak bir dil geliştirmiş gibiydi” diyen Yasin Aktay, askerin sosyolojiye aldırmadan yaptığı her darbenin toplumu devletten uzaklaştırdığını söyledi. 15 Temmuz’un milletin devletle bir olduğunda ortaya çıkan gücü göstermesi bakımından önemli olduğuna dikkat çeken Aktay, o gece yaşadığı tanıklığı anlattı.

15 TEMMUZ’DA İKİ DAKİKAYLA ÖLÜMDEN DÖNDÜM

“15 Temmuz gecesi AK Parti Genel Merkezi’ndeydim. Ekibimizle çalışıyorduk. Bir süre sonra darbe olduğunu öğrendik ama inanamadık. Jetler Genel Merkezin üstünde alçak uçuş yapmaya başladığında durumu kavradık. Adalet Bakanımız Abdülhamit Gül’e mesaj attım. Sonra da Çankaya’ya gittim. Meclis Başkanımız İsmail Kahraman’la birlikte 20-30 kişi durum değerlendirmesi yaptık. Cumhurbaşkanımız konuştuktan sonra Meclis’e geçtik. Telefonlarımızla TV’lere bağlandık. O zamanlar parti sözcüsüydüm. Meclis’e ilk bombanın atıldığı yerden iki dakika önce Salim Uslu ile birlikte geçmiştik. İki dakikayla ölümden döndük. Kimse de korku yoktu o gece. Bombalama devam edince milletvekilleri sığınaklara indi. Ben de indim ama durmayıp çıktım. Arap kanallarına bağlandım. Ben bağlanana kadar herkes Türkiye’de darbenin başarılı olduğunu söylemiş. Bunun doğru olmadığını anlattım. Pek çok kişi daha sonra o açıklamalarımın ardından rahatladıklarını anlattılar bana. CNN Türk’e el konulduğunda canlı yayındaydım. Unutamayacağımız bir gece yaşadık”

KİMSE DARBECİLERİ HAYIRLA YAD ETMEZ

Önceki gün vefat eden 28 Şubat’ın mimarlarından İsmail Hakkı Karadayı’ya da değinen Aktay “Ölünün arkasından konuşulmaz ama herkes şunu biliyor. Hepimiz Adnan Menderes’i, Fatin Rüştü Zorlu’yu ve Hasan Polatkan’ı bugün hayırla yad ediyoruz. Oysa Menderes’e idam cezasını veren hakimi ya da celladı hatırlamıyoruz. Onlar da kendi ailelerine böylesi bir utancı bırakarak kaybolup gitti”dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.