DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Az Bulutlu

Menzil tarikatını anlattı

Menzil tarikatını anlattı
10.12.2019
242
A+
A-
HABERTURK.COM

Menzil tarikatıyla ilgili olarak iki şeyhle görüşüp, cemaati biraz daha yakından tanımak için iki dergaha giden gazeteci Saygı Öztürk izlenimlerini Habertürk’ten Kübra Par’a anlattı. 

Öztürk, Menzilcilerin Sağlık Bakanlığı’nda örgütlendiğine dair iddialarla ilgili olarak şöyle konuştu: “Bazen bakanların durumlarına, onların mensubiyetlerine göre bürokrasi de şekillenir. Bürokraside Menzilcilerden icazetli kadroların görevlere getirildiği dönemler olur. Recep Akdağ Bey’in bakanlıktan ayrılmasından sonra daha sonra gelen bakanlar Menzilci kadrolar hakkında değişikliği yaptığını, Menzilcilerin kadroların olmadığını söyleyebiliriz. Onların yerine başka kadroların geldiğini söyleyebiliriz.

Öztürk’ün sorulara verdiği yanıtlar şöyle: 

Menzil’in diğer tarikatlardan farkı ne? Şu an nasıl bir yapılanma var? Neden iki şehre bölünmüş durumdalar?

SAYGI ÖZTÜRK: Menzil tarikatının ikiye ayrıldığını çok bilen yoktur. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde Feyzeddin Erol, rahmetli şeyh Muhammed Raşit Erol’un oğlu dergahını kurdu. Adıyaman’da ise Abdülbaki Erol rahatsızlığı nedeniyle oğlu Saki Erol ön planda.

Nasıl ikna oldunuz?

ÖZTÜRK: Gazetecilikte güven önemli. Yılların birikimi olsa gerek. Menzil tarikatının Buhara Köyü’ndeki Feyzeddin Erol’dan teklif geldi. Yazı yazdıktan sonra ‘Gelin bizi bizden dinleyin’ dedi. Etrafı dolaştım, camileri dolaştım, gelen müritlerin kaldıkları bölümleri, koğuşları dolaştım. Arkasından camide şeyh Feyzeddin Erol’un gelmesini bekledim. Gelince kapıda görevli ‘Seydamız geldi’ dediği zaman kapı açlıdı, herkes ayağa kalktı. Büyük bir saygı ile ellerini öne bağlayıp şeyhin geçişlerini izlediler. Böyle bir manzara gördüm. Arkasından Ramazan’dı, namazdan sonra odasına davet etti. Bana ‘Saygı Bey oruç tutuyor musunuz’ dedi. ‘Tutmuyorum’ dedim. Çay kahve ikramında bulundu, ‘size saygısızlık olur’ diye içmeyeceğimi söyledim. Israr etti ve kabul ettim. Sohbet ederken medrese öğrencileri geldi. Ders sırasında fotoğraf çektim. Öğrencilerin tamamının başında takke var.

Takke tarikatlarla ilgili bir durum değil

ÖZTÜRK: Tabi tabi, sünnet olduğu için takılıyor. Feyzeddin Erol’la samimi sohbetimiz oldu. Kendisine herşeyi sordum. Amcasıyla ayrışmalarını sordum.

Adıyaman’daki grup çok daha güçlü galiba

ÖZTÜRK: Şeyh Muhammed Raşit Erol, Feyzeddin Erol’un babası. Çok güçlü bir isim. 1993 yılında vefat etmiş. Kendisi ve babasının dönemi buranın tam tanındığı, bilindiği dönem. Şeyh Muhammed Raşit Erol döneminde tüm Türkiye Menzil gerçeğini öğrenmişti. Adıyaman’a gidenler içki içenler, uyuşturucu kullananlar kötü alışkanlıklarından vazgeçiyor diye rivayet şeklinde konuşulurdu. ‘Bu Fetullahçılarla ilgili devletin kararlı mücadelesi var, önemli sonuçlar alındı. Fetullahçılar’ın yerini Menzilciler doldurmaya başladı’ deniyordu. O zaman bu Menzilciler’le görüşmem gerekiyordu.

Son dönemde ‘FETÖ gitti METÖ’ geldi diye iddialar duyuyoruz. Kimileri bunun doğru olmadığını söylüyor.

ÖZTÜRK: Buna karşı çıkıyorlar. Kendisini sevmeyiz, hiçbir yakınlığımız olmadı deniyor. İki şeyh de aynı cevabı verdiler. Kendilerin Fetullah’la kıyaslanmasının doğru olmadığını ifade etiler. Sonuçta gazeteci olarak sorularımızı soruyoruz. Bakıyoruz günde 35-40 otobüsün geldiğini görüyoruz. Helikopter pistleri var. Bazen çok zengin, ünlü iş adamları, üst düzey siyasetçilerin gelip gittiği oluyor. Kimler geliyor? Genelde gülümsüyorlar, isim vermek istemiyorlar.

Gidenlerin tövbe alma ritüeli var. Gece kalan olmuyor genelde

ÖZTÜRK: Gelip orada 3 gün kalınıyor. Sabahları ve öğleden sonra bulgur çorbası veriliyor. Yemek değil kaşık kuyruğu var. Bir kaşık yanında 3 veya 2 tane küçük ekmek alıyorlar. O ekmeği kendileri üretiyorlar. Çorbayı herkes aynı tencerenin içerisinde kaşıklıyor. Bunu da insan merak ediyor. ‘Bu kardeşliği geliştiriyor’ dendi. İki tarafta da bütün binaların üzerinde, işyerlerinin, lokantalarının üzerinde Hizmet Pastanesi, Hizmet Çayevi yazıyor. Hizmet çağrışımı Fetullahçıların çağrışımını yapıyor. ‘Bu hizmet bize ait işyerlerinin adıdır’ dediler. Hakikaten çorba, yatma yeri de parasız. Cami ve eklentilerinde yatıp, kalkılıyor. Onun dışında herşey paralıdır. Lokantaların önünde ‘şifa olsun’ yazılır. İnsanlar daha çok yeme içmeye kapılıyor. Oraya gidenler mutlaka hediyelik eşya alınıyor. Oralara şeyhlere aittir.

Bazı binaları biraz lüks gördüm diyorsunuz. Bunu da açıkça soruyorsunuz. Erol Saki de ‘Benim vatandaşlık hakkımda ticaret yapmayacağıma dair kayıt var mı’ diyorlar. Önemli olan şu, illegalite var mı?

ÖZTÜRK: Yok! Böyle bir şey söyleyemem. Feyzeddin Erol, ‘Babamın döneminde böyle para pul yoktu, ne yazık ki amcamın döneminde parasal işlere girildi’ diye eleştirdi. Ben de ‘amcanızın oğlu böyle diyor’ diye sordum. Aynı cevabı verdi, radyosunun, televizyonunun, işyerleri, ticarathane, otobüs şirketleri, hastane, akaryakıt istasyonlarının olduğunu söyledi. ‘Benim ticaret yapamayacağıma dair herhangi bir şey yok, önemli olan devlet beni denetlesin’ diyor. Onlar niye ticaret neden yapıyor beni ilgilendiren konular değil.

Kitabın sonunda tarikat hakkında birtakım yazılar yazmışsınız. Alanları nasıl satın aldıkları, geniş çiftlik satın aldıkları belirtiyor. Kaynağı ne diyorsunuz? Kendisine niye sormadınız?

ÖZTÜRK: Kendisine sordum. Oraya gelen insanların vakıflara yaptığı yardımlar, destekler var. Türkiye genelinde vakıfları, dernekleri var. 81 ilde yapılanmaları sözkonusudur. Bunlara yapılan vakıflar aracılığı ile önemli kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Devletin üzerinde durması gereken dini ticaret amacıyla kullanıp, kullanmadıkları meselesi. Kullanılıyorsa buna engel olmak devletin görevi, vatandaşın değil.

Siyasi bir amaçları var mı? Hangi siyasi liderleriyle bağlantısı olmuş?

ÖZTÜRK: Son yıllarda daha çok siyasi konulara giriyorlar. Geçmişte CHP’nin 80’e kadar daha fazla oy aldığını görüyoruz. Bunun da sebepleri var. Şu andaki durumları son yıllarda özellikle AK Parti’yle ilgili olarak son seçimde AK Parti’ye kaç oy çıktığına baktığınızda 360’a 0 çıkmış. Zaten desteklediklerini açıkça söylüyorlar. Bu tür yapılar genelde güçten yanadırlar.

Muhsin Yazıcıoğlu, Özal, hatta Ahmet Türk’ün yengesi de ziyaret etmiş. Her siyasi parti Menzil’e yaklaşmaya çalışmış

ÖZTÜRK: Bütün cemaat ve tarikatlere dönük her zaman siyasi partilerin yaklaşımları sözkonusu. Rahmetli Türkeş döneminde MHP Menzil tarikatının kendilerine bağlanması için çaba göstermişler. O dönem Namık Kemal Zeybek, İYİ Parti’den Koray Aydın’ın bana anlatımlarıyla ilgili söylüyorum. Zeybek’in ilişki kurma çabaları var Menzil’de. Hakikaten oy potansiyeli.

Son örnek İstanbul seçiminde AK Parti Güneydoğu’dan meleleri getiriyor, CHP de getiriyor. Bu konuda parti ayrımı yok diyebiliriz

ÖZTÜRK: Her parti bu yapılardan faydalanmak ister. Tek tek kişilerle uğraşmak yerine, cemaatin önde gelen isimleriyle bağlantı kurup, onları ikna edebiliyorsanız 360’a sıfır çıkabiliyor. Siyasetçiler bunlara yatkın oluyor, bunlar da siyasetçilere yatkın oluyor. Herkes devletten biraz nemalanmaya çalışıyor. İşin gerçeği bu.

Devletin içinde yapılanma çabaları var mı? Ne söylüyorlar?

ÖZTÜRK: Bu tür sorulara genelde net cevaplar verilmez. Bakıyoruz eski sağlık, enerji bakanlarının kendilerinin mensubu olduğunu söylüyorlar. Cümle o kadar ileri geliyor ki, ‘Bunlar bizim çocuklarımız’ demeye getiriyorlar. Bu kişiler önemli yerlere geldiğinde tarikatı da belli yerlere taşımaya çalışıyor. Siyasette böyle bir hastalık vardır, eğer bir bakan bir yere yakınsa diğerleri de ona yakın olmaya çalışırlar.

Özellikle eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a ilişkin olarak her iki şeyhle konuşuyorsunuz? Siz Recep Akdağ ile direkt niye konuşmadınız?

ÖZTÜRK: Konuşmaz olur muyum? Kilit noktada olanlarla tabii ki konuşmak isterim. Recep Bey ‘sağlıkta bu kadar önemli değişimler, dönüşümler yaptım’ dedi, küçük bir konuyu gündeme getirmek istemek istemedi. Bazı bürokratlar isimlerinin verilmemesini rica etti. Şeyh Saki Erol iki bakanın ismini doğrudan kendisi verdi. Gizlilik falan var. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu sohbetlerini anlattılar.

FETÖ’ye göre daha şeffaf. Bir gizlilik ya da illegalite olmadığını…

ÖZTÜRK: Mesela şeyh Fildişi Sahili’nde beton fabrikaları olduğunu söyledi. Kendilerine göre ticaret yaptıklarını söylediler. Bunu da açık açık yaptıklarını belirtiyorlar. Özellikle ben karayoluyla gitmeyi tercih ettim Menzil köyüne. Yol boyunca bunlara ait tesisler var. Bakıyorsunuz akaryakıt istasyonları var, bayanların girişleri ayrı, erkekleri ayrı. Otobüs şirketlerinde otobüste kadınların, erkeklerin yeri aynı. Aynı şekilde Buhara’da bir ayrım var. Bu yapılar dikkatinizi çekiyor. Oraya gelenlerin en çok üzerinde durduğu şey, çorba orada bitmez deniyor. Sofiler buna inanıyor.

Bu çorba bitmiyor mu dediniz?

ÖZTÜRK: Bu düşüncede olanları şeyh bile yadırgıyor. Çorba bitmez olur mu, şeyh uçmaz mürit uçurur sözünü hatırlattı. Bizim sofiler böyle düşünüyorlar dedi. Yadırgadığı benzer olaylar var. Kendilerinin yanlış anlatıldığını ifade ediyorlar. Tövbe alma diye ritüelleri var.

Siz de almışsınız

ÖZTÜRK: Evet ben de aldım. Asla etkilendiğim bir şey yok. Orada vatandaş gibi sofilerle konuştum. Sofi dedikleri için bu tabiri kullanıyorum. Bazıları geliyor, bunların içerisinde kamu görevlileri var, çok sayıda. Orada yıllık izinlerinin bir bölümlerini orada geçiriyorlar. Orada bağ ve bahçede gönüllü olarak çalışıyorlar. Şeyh ailesi ‘sizin sevap kazanmanız için çalışıyorsunuz, aslında melekler yapıyor işleri’ deniyor. Bunu şeyhin ağzından söyleyen, tarikatın 30 yıldır mensubu olduğunu söyleyen TRT’de program yapan kişiden duydum. ‘Siz inanıyor musunuz’ dedim. ‘Evet Saygı Bey’ dedi. Ben de şaşırdım tabii ki. Ben gördüklerimi, konuştuklarımı yazdım.

Devleti ele geçirme, birtakım pozisyonlar elde etme konusunda sorduğunuza ne yanıt verdiler?

ÖZTÜRK: FETÖ gibi devleti ele geçirme gibi düşüncelerinin olmadığını bunun liyakata göre olması gerektiğini söylüyorlar. Peki devlet içerisinde hiç mi Menziciler yok mu derseniz, olmaz olur mu? Resmi belgelerde şu anda kimsenin dosyasında Menzilci diye yazmaz. Terör örgütü falan değil. Günümüzde herhangi tarikata mensup olmak ‘tasavvuf yapıyorum’ demek suç değil, ‘tarikatçıyım’ demek suçtur.

Sağlık Bakanlığı’yla ilgili bir güçleri olmadığını yazmışsınız?

ÖZTÜRK: Bazen bakanların durumlarına, onların mensubiyetlerine göre bürokrasi de şekillenir. Bürokraside Menzilcilerden icazetli kadroların görevlere getirildiği dönemler olur. Recep Akdağ Bey’in bakanlıktan ayrılmasından sonra daha sonra gelen bakanlar Menzilci kadrolar hakkında değişikliği yaptığını, Menzilcilerin kadroların olmadığını söyleyebiliriz. Onların yerine başka kadroların geldiğini söyleyebiliriz.

Tövbe aldığınız o anlarda neler yaşadınız?

ÖZTÜRK: Sadece merak ettiğim için aldım. Nedir diye merak ettim. İp atılıyor, sağ elinizle tutuyorsunuz. Tövbe dedeklire ‘Yarabbi bütün yapmış olduğum günahlardan pişmanım, keşke yapmasaydım, inşallah bir daha yapmayacağım’ diyorsunuz ve sofi oluyorsunuz.

Siz de sofi oldunuz mu?

ÖZTÜRK: Çok isteyerek yapmadım doğrusu. Merak ettiğim için aldım.

Sizce yeni FETÖ Menzil mi?

ÖZTÜRK: Bana göre ‘Yeni FETÖ Menzil’ demek yanlış tabir. Bunların Fetullahçılar gibi devleti ele geçirmek gibi güçleri yok. Çünkü ele geçirmek için dış destek lazım. Dış destekleri bildiğim kadarıyla yok. Sadece ticari bir güç olarak bakıyorum. Ticari yönden gelişmek için faaliyette olduğunu en azından ben öyle gördüm.

saygı öztürk menzilöztürk menzil habertürkhaberlerGÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

halkalı escort
bodrum escort