DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Yağışlı

Ethem Sancak Habertürk’e konuştu

Ethem Sancak Habertürk’e konuştu
17.12.2019
314
A+
A-
HABERTURK.COM

BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, Habertürk’te gazetecilerin sorularını yanıtladı. Moderatörlüğünü Didem Arslan Yılmaz’ın yaptığı programda gazeteci Deniz Zeyrek, Aykut Küçükkaya ve Ersoy Dede’nin yanısıra Habertürk Güvenlik Politikaları Danışmanı Mete Yarar katıldı.

Sancak, TMSF’nin BMC’nin ihalesi için üç kez ihaleye çıktığını; ancak ihaleye kimsenin katılmadığını söyledi. Son ihalede, ihale fiyatını kendi rızasıyla artırarak aldığını söyleyen Sancak, devletin verdiği süper teşvikten Koç grubunun da yararlandığını anlattı. Sancak, tank palet fabrikasıyla ilgili iddiaları ise CHP’nin senaryosu olarak nitelendirdi.

Sancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘one minute’ dediği için yanında olduğunu, S-400’lerden vazgeçerse karşısında olacağını söyledi. 

Sancak ayrıca gündemin sıcak konularından olan Doğa Koleji’nin kendi grubunun satın alıp, almayacağı yönündeki iddialarla ilgili olarak şöyle konuştu: Doğa Koleji’yle hiçbir ilgimiz yok. Ben zaten eğitim işleriyle ilgilenmiyorum. Mektebim benim kardeşlerim. Onlar da ortaklarının borçlarını ödüyorlar. Mektebim’in Doğa’yla uğraşacak ne hali ne zamanı var.

Sancak’ın sorulara verdiği yanıtlardan öne çıkan başlıklar şöyle:

Net bir şekilde altını çizerek konuya cevap vereyim, Katarlıların doğrudan veya dolaylı tank palet olayıyla ilgileri yok. Katarlıların işe karıştırmaları BMC ile olan ortaklıklarından dolayı. BMC’yi ben savunma sanayine aktör olarak hazırlamak üzere satın aldıktan sonra uzun ve orta vadeli plan yaptım. Bu şirketi önümüzdeki dönem savunma sanayimizin stratejik bir kurumu haline getirmek hedefimdi. Bunun için güçlü bir finansman gerekiyordu. Önce ülke içerisinden kendime ortaklar aradım. Türkiye’nin saygın, popoler 5 iş adamına gittim. Onlar bu iş için maceraya soyunduğumu söyleyerek, rantabl olduğunu söyleyerek reddettiler. Kardeşlerim bile ‘sen maceraya giriyorsun, biz sana ortak olmuyoruz, önüne koyduğun hedef çok büyük’ dediler. O sırada uluslararası piyasada dolaylı teklifler almaya başladım. Üç büyük devletin Fransa, İngiltere ve Almanya’nın büyük elçileri kapımı çaldılar. Hatta kibirlendim, ben kimim ki, düşünün kraliçe hazretlerinin buradaki temsilcisi benden randevu istiyor.

“YABANCILARA TEK ŞARTIM VARDI: YATIRIM TÜRKİYE’DE OLACAK”

Dediler ki, ‘sen belli ki bu savunma sanayine yöneleceksin, devletiniz de ciddi bir şekilde yönelecek, bizimle ortak olur musunuz?’ Üç ülkenin büyük elçisi ve askeri ateşeleriyle beraber. Ben onlara ‘Bizim Batı’ya bir düşmanlığımız yok’. O sırada medyada ‘yerli ve milli’ diye bir kampanya başlatmıştım. ‘Memnuniyetle sizle de Amerikalılarla da olurum. Ama bir prensibim var, yapacağımız yatırımların merkezi Türkiye’de olacak, çünkü istihdama ihtiyaç var. Bu üreteceğimiz ürünleri Türkiye Cumhuriyeti’nin izni ölçüsünde istediğimiz yere satacağız ve istediğimiz şekilde kullanacağız. Bunları kabul ederseniz sizinle ortak olurum’. Bir daha kapımı çalmadılar. O arada da doğu tarafından da teklifler geliyordu. Suudi Arabistan’ın askeri ateşesi geldi. Ben reddettim. Kendimce Suudiler’in siyasi çizgilerinin zamanla benim siyasi çizgimle çatışmaya gireceğini düşündüğümden reddettim. Katarlı askeri ateşe geldi. Onunla konşutuk, ‘Ülke olarak sizinle stratejik ittifaka girdik, ülkeniz küçük ama cesur yürekli bir emir var başınızda. Geçmişte de Osmanlı ile müttefik kaldınız, bu işi sizinle yapalım. Allah size para vermiş, bizde de kaliteli insan var. Gelin bu millet, bu ümmet için böyle bir iş yapalım’. Çok sıcak karşıladılar.

“BU RAHMETLİ TURGUT ÖZAL’IN BAŞLATTIĞI BİR SÜREÇTİR”

Bunun üzerine Katarlı ateşeye ‘bu işi hızlandıralım’ dedim. Dedi ki ‘Bizde de bürokrasi var, emire gidinceye kadar süre alır’. Bunun üzerine Tayyip Bey’e gittim, ‘Katar bürokrasisiyle işi kotardık, siz söylerseniz emire söylerseniz daha hızlı olur’ dedim. Ben kendime güveniyordum, bir zamanlar Türkiye’nin en büyük sağlık sektörü aktörüydüm. 17 ülkede iş yapıyordum. Bir biçimde bu finansmanı temin edeceğim için kendime güvendiğim için bu yükün altına girdim. Rahmetli Özal’ın başlattığı bir süreçtir bu. İhaleyi kazandıktan sonra size bir süre veriyorlar. Param olmazsa o ihaleye niye gireyim ki? Onun altyapısını oluşturmasam. Ben 2 milyar dolara sattım hedefi. Yüzde 50’si benimdi. Bizim ailede bunun on katı para vardı. Biz güneydoğulu bir aileyiz. Aynı zamanda lideriyim. Benim kardeşim ortak olmasalar da benim bir emrim üzerine paralarını bana tahsis ederler.

“TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ’NİN GENEL BAŞKAN YARDIMCISIYDIM”

Arşivlere bakabilirsiniz. 1980 darbesiyle birlikte, o güne kadar siyasetin içindeydim. Aydınlık Gazetesi kurucusu TİP’in Genel Başkan Yardımcısıyım. Ondan sonra ben iş dünyasına girdim. 20 yıl içerisinde herkes para kaybetmiş, benim sahibi olduğum Hedef Ecza kurumlar vergisinde ilk 10’daydım, çalışan insan sayısı 25 bin kişiydi, Mısır’ın, Cezayer’in, Fas’ın en büyük aktörüydüm. Benim Tayyip Erdoğan’la hiçbir alakam yoktu, hatta karşısındaydım. Sosyal demokrat iklimde yaşayan bir insandım. Ben Tayyip Erdoğan’la Siirt’te tanıştım. Ben Türkiye’nin en zenginlerinin ilk 50’sinin içindeyken şu anda ilk 500’e almıyorlar benim. Ben AK Parti döneminde yoksullaşan bir iş adamıyım. Ben medyayı aldığım zaman Kemal Bey, meclis kürsüsünden ‘Havuz medyası’ dedi. Kemal Bey’e dedim ki, ‘sen hesap uzmanısın, tek bir kuruş bulursan’ dedim. Ben kimsenin çantacılığını yapmadım. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Doğu Perinçek, Erdal Bey’le, Aydın Güven Gürkan’la politika yaptım. Hiçbir ismin borazanı olmadım. Ben bu kafayı omzumda taşıdım.

“TAYYİP BEY S-400’LERDEN VAZGEÇERSE KARŞISINDA OLURUM”

Değişmezseniz arkaik kalırsınız. Siirt seçimlerinden sonra Tayyip Erdoğan’ın halka yalan söylemediğini, onurlu bir milli duruşu olduğunu gördüm. Ben ileriyi gören adam. Ben Amerikan bayrağını sallayan solcu olmak istemedim, onun için de Tayyip Erdoğan’ı seçtim. Tayyip Erdoğan Amerika’yla kavga etmeseydi, karşısında olurdum. O bu bayrağı salladıkça onun neferi olmak benim için onurdur. Tayyip Erdoğan yarın S-400’lerden vazgeçtim derse beni karşısında bulur. Çinler bana sordu, ‘Niye Marx’ı bıraktın’ dediler. Ben de ‘Marks’tan öğrendim İslamiyeti’ dedim.

“3,5 MİLYAR EURO VERDİK İHALE BİZDE KALDI”

Fabrikaya 300 milyon dolar yatırım yaptık. Şu anda Avrupa’nın en modern otomotiv fabrikası, robotlarla yönetiliyor. Şu anda Türkiye’nin en ileri teknolojisini kullanıyor. BMC ihalesinde niye tektik? TMSF bir tarih ilan etti. O süre geldi benden başka müracaat eden olmadı. İptal edildi. Üçüncü uzatmadan sonra kimse girmeyince. 750’de de üç kere kimse girmedi. Ben girdim. 7 milyar Euro ile başladı ihale biz en son teklifi 3,5 milyar Euro verdik ve bizde kaldı. Protipi yapan şirketin ön hakkı vardı. Koç inmedi. Koç’un ön hakkı vardı. ‘7’den aşağı inemem, beni kurtarmıyor’ dedi. Protip geliştirilirken 3 yıl boyunca koç Arifiye’yi kullandı. Bakanlık 3 yıl boyunca onların kullanımına vermişti. İhaleyi 3 şirketten hangisi alsa devlet Arifiye’nin imkanlarından yararlandıracaktı. Mehmet Karaaslan Altay tankının proje sorumlusu. Onlar Altay’ı alamayınca istifa ettiler, Koç onları işten çıkardı. Şimdi bizde çalışıyorlar.

“TSK’DAN ACİL İHTİYAÇLAR GELİNCE ARİFİYE GÜNDEME GELDİ”

Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘tank paleti 3 yıl Koç’un kullanımına açtık’. Niye bir şey söylemedi. Ben yeri gelince Koç’un progpagandasını yapıyorum, aracını kullanıyorum. Benim için bir girişimci olarak Koç’la Ethem Sancak arasında hiçbir fark yok. Arifiye’deki tesis bir tank tesisi değildi. Orada tankın paleti, optik sistemleri, obüs sistemleri yapılıyor. Tanklar bozulduğu zaman motorunu vs. orada yapılıyor. Tankı sökmek, yeniden takmak. Bir Kayseri’de ana bakım var bir de burası var. Karasu’nun yapımı 4 yıl sürecek. TSK’dan ‘bize acil tank lazım’ talebi geldi. Biz kendi fabrikamızı yapıp, teslim edecektik. Acil ihtiyaçlar gelince Arifiye’den yararlanmak gündeme geldi. Devralmadık, kiraladık. Şu anda yönetim oraya Savunma Bakanlığı’nın izni olmadan dişi sivrisinek bile giremez. Bizim insanlarımız bile oradaki denetimden sonra giriyorlar.

“YÖNETİM KURULUMUZDA SADECE 1 KATARLI VAR”

Bizim Savunma Bakanlığı’nla yaptığımız mukavelede işbirliğinde eşit taraf olurduk, burada ise tamamen Savunma Bakanlığı’nın denetimi var. Onun denetiminde işimizi yapıyoruz, iş bittikten sonra genişletilmiş bir tank fabrikasını sahibine, devlete iade ediyoruz. Bizim orada çalıştırdığımız insanlardan sorumlu eş müdür atadık, o da bir önce fabrika komutanı. Şimdi bizim bu beraberlikte bizim tarafı temsilen Savunma Bakanı BMC’yi kabul etmedi. Biz BMC Defans diye şirket kurduk, bu şirkette yetkili ben ve Türk ortağım var. BMC içinde finansal ortak olarak bir tane Katarlı var. Üç yönetim kurulu üyemiz var, 1 tane Katarlı var. Finansal durumu izlemeye geliyorlar. 300 milyon dolar sermaye koydular. Ayrıca 1 milyar dolar da uzun vadeli kredi açtı Katar bankaları bize. Parasal olarak risk onların sırtında. BMC’ye azınlık ortak olarak paralarının akıbetini takip ve izlemek üzere bir temsilci bırakıyorlar. 3 aydır toplanıyorzu. Bütçenin neresinde olduğunu kararlaştırıyoruz, önümüzdeki planı koyuyoruz, oyluyoruz. Oylamada zaten çoğunluk bizim.

“DEVLETİN İZNİYLE 7 ÜLKEYE ZIRHLI ARAÇ SATTIK”

Biz aldığımız zaman sivil sektör diye tabir ettiğimiz kamyon ve otobüs bitmişti. Biz bunları ayağa kaldırdık, 17 ülkeye ihracat yapıyoruz. İç piyasada tekrar yüzde 35’e çıktık. İçeride ve 17 ülkede otobüs satıyoruz. Toplam ciromuz sivil sektörle sanayi bakanlığı arasında yarı yarıya bölünüyor. Devletin verdiği izin dahilinde 7 ülkeye zırhlı araç sattık.

“NE KADAR YERLİ GİRİŞİMCİ GİRERSE O KADAR İYİ”

Bizim yanımızda Arfiye’den yararlanacak olan Aselsan, Roketsan var. Bunlar da bizim gibi orada ve yararlanıyorlar. Tankı yapacak beş ana bileşen bizimle beraber tamir fabrikasında beraberler. Alacağımızın yüzde 10’un katkısına göre bir kısmını Aselsan, bir kısmını Roketsan, bir kısmını Havelsan alacak. Onlar bizim çözüm ortağımız. Kirpiyi satıyoruz diyelim, 600 tane tedarikçisi var, bizde yüzde 10’u bile kalmıyor. Bizim derdimiz bir fauna oluşturmak. Biz şimdi dingili Konyalı bir girişimciye yaptırıyoruz, aksı Trabzonlu girişimciye yaptırtıyoruz. Ne kadar çok yerli girişimci savunma sanayine girerse o kadar artar.

“BİZ YÜZDE 10 DÜŞÜK KÂRLA YAPIYORUZ BU İŞİ”

Şu anda Türkiye’nin en kritik bağımsızlık meselesi milli motoru yapabilmektir. Bunu yapamazsanız bağımsız bir savunma sanayiniz olmaz. Obüs topları yapmışsınız, Almanlar motor uvermiyor, bir tane yapamazsınız. Şu anda bizde denemede. Biz bunları Arifiye’de yapacağız. Bu projeye saldırdıkları zaman bunların hepsine saldırmış oluyor. Milli projeye saldırmak kimin işine yarar? Sen o milli motorun yapılmasını propaganda yaparsan, kamuoyunu şartlandırırsan kusura bakmasın ama bilerek veya bilmeyerek devletin zararınadır. Ben bu işe vesile olacağım sadece. Dünya savunma sanayinin şirketleri yüzde 25-30. Biz ise yüzde 10 gibi ticari kârda bile düşük sayılabilecek oranla bunları yapıyoruz. Derdimiz devleti sövüşlemek değil. Biz istiyoruz ki göçüp gittiğimizde milli markalar bırakalım.

“TAYYİP BEY ‘ONE MINUTE’ DEYİNCE YANINDA YER ALDIM”

BMC’yi almamın motivasyonu Tayyip Erdoğan ‘one minute’ dedi. Kendisine dedim ki, ‘efendim one minute dediniz, bunlara kimse diyemezdi. Savunma sanayinizi geliştiremezseniz, bağımsız medyanız olmazsa ayakta duramazsınız’ dedim.

“ARİFİYE’DEKİ İŞÇİLERİN HAKLARINA HALEL GELMEDİ”

Harb-İş kim tarafından provoke edildiğini biliyorum. Miting yapmaya karar verdiklerinde Türk-İş Başkanı’na gittim. Benim eski dostum. Dedim ki ‘Ergun başkanlık yapıyorsun mitinge, senden ricam ben de o mitingte konuşayım’. Beni götüremediler. Ben şöyle bir patronum, girişimciyim. Ben BMC’yi aldığımda dökülmüştü, sendikanın verdiği 10 günlük maaşla geçiniyordu. Her hafta nümayış yapmak için Çukurova’nın önüne geliyorlardı. Ben aldığım zaman ‘Bakın burayı ayağa kaldıracağız’. Türk Metal bana geldi ’emek ödülü’ verdi. MES’in sözleşmesinin yüzde 20’sinin fazlasını verdim. 1500 olan çalışan sayısı yan şirketleriyle 6 bine çıktı. Arifiye’nin işçilerin hiçbirisinin haklarına halel gelmedi.

“ÜÇTE BİRİ DEVLETİN, ÜÇTE BİRİ BİZİM, ÜÇTE BİRİ İŞÇİNİN”

Her yılbaşından bir hafta önce BMC’nin bütün işçilerini toplarım, ‘bu yıl şu kadar ciro yaptık, kârımız bu. Üçte biri devletin, üçte biri bizim, üçte biri sizin hakkınız’. Gidin sendikaya sorun. Mobinge uğrayan işçi gelsin bana söylesin, ona mobing yapanı işten atarım.

“İSRAİLLİLERDEN KİRPİ’NİN PATENT HAKLARI ALINDI”

Ben TMSF ihalesine katıldığım zaman Çukurova bundan 2-3 yıl önce diğer şirketlerinden dolayı el konulmuştu. Diğer şirketleri batırdığı için BMC de atıl hale gelmişti. Çukurova TMSF ile anlaşma yapıp devretti. Ondan sonra TMSF bunu ihaleye çıkardı. İsrail’llerin kirpilerle ilgili 12 milyon Euro alacakları vardı. Ben TMSF Başkanı’na dedim ki, ‘Sen İsraillilere sizin alacaklarınızı ödeyelim, hatta iki kat ödeyelim haklarınızı devredin’ dedim. TMSF 24 milyon Euro para ödeyerek İsraillilerden patent haklarını da aldı. Kirpi kıymetli bir üründü. Kendine özgü imalat sistemi vardı, İsrail’le bile yoktu. Biz BMC’yi aldığımızda batmıştı zaten.

“ZIRH ÇELİĞİ ERDEMİR’İN ALDIĞI FABRİKATAN TEMİN EDİLECEK”

50 yıllık yer orası. Bazı tezgahlar var ekonomik ömrünü bitirmiş. Muhasebede 20 yıl geçince sıfır değere düşüyor. Orada demode olmayan ürünlerin toplama şu anda 100-200 milyon doları geçmez. Diğerlerinin hurda değeri var. Optik bölüm 50 yıl önce kurulmuş. Şu anda Erdemir, yakın zamanda bir Avrupa şirketini satın aldı, zırh çeliği üretme kabiliyeti olan bir şirket. Biz bundan sonra zırh çeliğini oradan alacağız. Şu anda isteseniz palet de yapamazsınız.

“BURASI BEN GİTTİĞİM ZAMAN YİNE DEVLETİN OLACAK”

Biz burayı palet ve tamir yapan fabrika olmaktan çıkarıp A’dan Z’ye tank yapan bir fabrika yapacağız. İlk elde satabileceğimiz tank sayısı bin civarında bizim planımıza göre. Bunun 500’ünü devlet alacak. Bu tank fabrikasını mükemmel haline getirip onların mülkiyetinde olacak. Devlet ‘ben içindeyim bunun, benimle beraber yapacaksın’ diyor. Ben işçilerin emeğini satın alacağım, milli motoru ben burada yapacağım, ben gittiğim zaman yine devletin olacak.

“ARİFİYE’DEKİ TESİSİ YÖNETECEK ŞİRKETTE KATARLILAR YOK”

Karasu fabrikası bittiğinde farklı seçeneklerimiz var. Hızlı tren ve bazı söylemek istemediğimiz hedeflerimiz var. Bizim planladığımız bölgeye bin tane tank satmak. Bir tank 36 bin parçadan oluşuyor. Bu satış 5 bileşen tarafından paylaşılacak. Bizim Türk Ticaret Sözleşmesi’nde yerimiz bellidir. Yönetim Kurulu’nda huzur hakkı ödeneği alan üyelerin dışında tek bordrolu tek Katar’lı var. Arifiye’deki tesisi yönetecek olan bir şirket kurduk. Orada sadece 2 Türk ortak yetkili ve hiçbir Katarlının o şirket üzerinde ne imza yetkisi ne de müdahale hakkı var.

“DOĞA KOLEJİ İLE NE UĞRACAK HALİMİZ NE ZAMANIMIZ VAR”

Doğa Koleji’yle hiçbir ilgimiz yok. Ben zaten eğitim işleriyle ilgilenmiyorum. Mektebim benim kardeşlerim. Onlar da ortaklarının borçlarını ödüyorlar. Mektebim’in Doğa’yla uğraşacak ne hali ne zamanı var.

CHP’Lİ KOÇ: YOK OLMUŞ DEDİKLERİ BÖYLE BİR FABRİKA

Habertürk canlı yayınına bağlanan CHP Grup Başkanvekili Engin Koç şöyle konuştu: 

CHP ile ilgili tek taraflı konuşuyor, ağır sözler söylüyor. Tank paletle ilgili bu süreci doğru anlatmıyor. Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu tank paletle ilgili gizli ve açık atılan her türlü adımı takip ediyor. Fabrikası değişse bile fonksiyonu değişmemiştir. Ordumuzun tankları, bakımı, tamiri yapılır. Deneme sürüş pisti var. Stratejik öneminin yanısıra çok da verimli çalışan fabrika. Milli Prodoktivite Merkezi’nin ödülüne sahip bu fabrika. Bu yok olmuş dedikleri fabrika böyle bir fabrika. Bugünkü değeri 20 milyar dolar. Türkiye’de bu altyapıda böyle bir tesisi yok. ABD’deki muadillerine bakmanız gerekir. Tank fabrikalarının en düşük piyasa değeri 19 milyar dolardan başlıyor. 50 milyon değer imalat hatlarının tezgahı demektir. Esas mesele ordumuzun fabrikası, hani diyorlar ya bilgileri alınmayacak. 13 tane Katar Ordusu’na ait yönetim kurulu üyesi vardır. Yüzde 49,9’u Katar Ordusu’na ait. Fırtına obüslerini Türkiye Suriye sınırında tanıdı. Oradaki fabrikanın paralarını Milli Savunma Bakanı Asfat A.Ş. ödüyor diyor. Ethem Sancak da diyor ki, ‘ben ödüyorum’ diyor.

“HODRİ MEYDAN SAYIN VEKİL”

Bu sözler üzerine Ethem Sancak da şu karşılığı verdi:

“Halkı yanlış yönlendirmeyin BMC’nin toplam yönetim kurulu üyesi 10. 13 Katarlıyı nereden çıkartıyorsunuz? Ya hesap bilmiyorsunuz ya da incelemeden konuşuyorsunuz. Yarın gelin sizinle Arifiye’ye gidelim size göstereyim. Ayrıca iddia ettiğiniz seviyede bir kurum ise o devletin savunma sanayi şirketi. Şirketi alıp bir yere götürmek istemiyoruz. Benimle polemik yapmak istiyorsanız 10 gün sonra buraya gelin hodri meydan. Siyasi kimliğimle sizinle polemik yapayım. Burada kuru kuraya bunları söylemek olmaz. Meclis’te muhatabınızla konuşun bunları. Biz burada medyayı bilgilendirmek için toplantık. 10 gün sonra gelin bu polemiği sizinle de konuşalım. “

ethem sancakbmcarifiye tank paletethem sancak habertürktank palet fabrikasıtank palet fabrikası tartışmasıson dakika habertürkGÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.