DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 301298-2,22%
İstanbul
12°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

editor2 editor2

editor2 editor2

20 Aralık 2021 Pazartesi

VakıfBank’a 200 milyon Euro tutarında sürdürülebilirlik temalı kaynak

VakıfBank’a 200 milyon Euro tutarında sürdürülebilirlik temalı kaynak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilançosunda en fazla sürdürülebilirlik temalı kaynağa sahip Türk bankası konumundaki VakıfBank, yurtdışından 4 yıl vadeli 200 milyon Euro tutarında yeni bir sürdürülebilirlik temalı kaynak temin etti. VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, “Finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalara rağmen gerçekleştirdiğimiz bu işlem başta milli ekonomimiz olmak üzere Türk bankacılık sektörüne ve Bankamıza duyulan güveni bir kez daha teyit etti” dedi. 

 

2020 ve 2021 yıllarında gerçekleştirdiği sürdürülebilir eurobond ihraçları ve sürdürülebilirlik endekslerine dayalı sendikasyon kredisi işlemleri ile en çok sürdürülebilirlik temalı kaynağa sahip Türk bankası olan VakıfBank, bu alandaki öncü ve yenilikçi rolünü uzun vadeli yeni bir işlem ile perçinledi.

 

“Faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik kriterleriyle yürütme sözümüzün altına bir imza daha attık”

Gerçekleştirilen 4 yıl vadeli 200 milyon Euro tutarındaki işlem ile ilgili görüşlerini paylaşan VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, “VakıfBank olarak yurtdışından uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak temin etme ve bu kaynakları milli ekonomimizin kullanımına sunma misyonumuz kapsamında son yıllarda çok önemli işlemlere imza attık. Stratejik olarak öncelik verdiğimiz konuların başında gelen sürdürülebilir bankacılık alanında attığımız adımlar pek çok muhabir banka ve uluslararası yatırımcının da takdirini kazandı. Bu sayede kaynak yapımızı daha fazla sürdürülebilirlik temalı işlemle çeşitlendirme fırsatı elde ettik. 2021 yılında tüm sendikasyon kredi bakiyemizi sürdürülebilirlik endekslerine dayalı hale çevirdik. En çok sürdürülebilir eurobond ihraç eden banka olduk. Temin ettiğimiz 200 milyon Euro tutarındaki kaynak ile bu zincire yeni bir halka eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sürdürülebilirlik teması altında bu işlemle karbon emisyonumuzun azaltılmasını, kadın çalışan oranımızın yüksek seviyede tutulmasını ve Karbon Saydamlık Projesi (CDP) Su Programına katılmayı taahhüt ettik. Bu sayede elde ettiğimiz kaynağın maliyetini daha da aşağı seviyelere çekmeyi başardık. Bankacılık faaliyetlerimizi, sürdürülebilirlik kriterlerimize uygun yürütme sözümüzün altına bu işlemle birlikte bir kez daha imza atmış olduk” dedi.

 

“Zamanlaması itibarıyla çok daha önemli bir işlem”

Son dönemde finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalara rağmen bu işlemin gerçekleştirilmiş olmasının önemine dikkat çeken Genel Müdür Üstünsalih, sözlerini şu şekilde bitirdi:

 

“Yurtdışı kaynak temini ile ilgili 2021 yılında birbirinden değerli çok önemli işlemlere imza attık. Bu işlem ise zamanlaması itibarıyla çok daha anlamlı ve önemli hale geldi. Piyasalarda görülen oynaklığa rağmen gerçekleştirilen bu kaynak temini, başta milli ekonomimiz olmak üzere Türk bankacılık sektörüne ve Bankamıza olan güveni bir kez daha teyit etmiştir. Bu vesile ile işlemin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm muhataplarımıza teşekkür ediyorum.”

Devamını Oku

Kaspersky araştırmasına göre bireylerin %30’u eşlerini gizlice izlemekte sorun görmüyor

Kaspersky araştırmasına göre bireylerin %30’u eşlerini gizlice izlemekte sorun görmüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kaspersky tarafından ortaklaşa kurulan Dijital gizlilik şirketi Coalition Against Stalkerware’in (Stalkerware Karşıtı Koalisyon) ikinci yıldönümünü kutlamak üzere, 21 ülkede 21 binden fazla katılımcının mahremiyet ve yakın ilişkilerde dijital takip konusundaki tutumları hakkında küresel bir anket düzenlendi. Stalkerware (takip yazılımı), bir failin, kurbanın rızası olmadan bir mobil cihaz aracılığıyla başka bir kişinin özel hayatını dijital olarak izlemesini sağlıyor.

Ankete katılanların çoğunluğu (%70) eşini rızası olmadan izlemenin kabul edilemez olduğuna inanırken, önemli bir kısmı ise (%30) bunda hiçbir sorun görmüyor veya bazı durumlarda bunu kabul edilebilir buluyor. Belirli sebeplerin gizlice izlemeyi haklı kıldığını düşünenlerin neredeyse üçte ikisi (%64) partnerlerinin sadakatsiz olduğuna, güvenlikleriyle ilgili endişe duyduklarına (%63) ya da bir suça karıştığına inandıkları durumlarda (%50) bunu yapabileceklerini söylüyor. Coğrafi farklılıklara bakıldığında izleme konusunda en yüksek eğilimin Asya-Pasifik bölgesindeki (%24) yanıt verenlerden geldiği, buna karşın Avrupa (%10) ve Amerika’da (%8) daha az kişinin izlemeyi kabul edilebilir bulduğu dikkat çekiyor.

Kaspersky’nin Eylül 2021’de Sapio Research tarafından çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği İlişkilerde Dijital Takip raporu, dünya genelindeki katılımcıların %15’inin partnerleri tarafından bir izleme uygulaması yüklemeye zorlandığını gösteriyor. Ne yazık ki bu cevabı belirtenlerin %34’ü yakın bir partner tarafından tacize uğradığını söylüyor.

Araştırmaya danışmanlık yapanlar arasında Coalition Against Stalkerware’in üye kuruluşlarından aile içi şiddet konusunda uzman kurumlar yer alıyor: Avustralya’nın aile içi şiddet hizmetlerine dair ulusal şemsiye kuruluşu Wesnet; Fransa’daki kadın hakları örgütü Centre Hubertine Auclert; ABD’de Aile İçi Şiddeti Sona Erdirme Ulusal Ağı (NNEDV); Birleşik Krallık yardım derneği Refuge ve fail programları için Avrupa şemsiye birliği WWP EN.

Avrupa Aile İçi Şiddet Failleriyle Çalışma Ağı (WWP EN) Araştırma ve Geliştirme Müdürü Berta Vall Castelló, şunları söylüyor: “Sadakatsizlik şüphesi ışığında, partner üzerinde herhangi bir kontrolü haklı göstermek tehlikelidir. Zorlayıcı kontrol, kıskançlık ve sadakatsizlik konularını ele alan önleyici kampanyalar, bu tutumlara karşı değerli bir araç olacaktır.”

Bulgular, çevrimiçi izlemenin yakın ilişkilerde zorla kontrolün bir yolu olabileceğini düşündürüyor. Stalkerware’in cihazda gizlenen ve cihazın konumu, tarayıcı geçmişi, metin mesajları ve sosyal medya sohbetleri gibi bir dizi kişisel veriye erişim sağlayan, ticari olarak temin edilebilen bir yazılım olduğu göz önüne alındığında, sorunlu ilişkilerde bir aracı olarak hizmet etmesi şaşırtıcı değil.

Avustralya’nın aile içi şiddetin önlenmesine yönelik ulusal şemsiye örgütü Wesnet’in İcra Kurulu Başkanı Karen Bentley, “Gerçek hayatta ya da takip yazılımı aracılığıyla takip etme deneyimi yaşayan ve tacizcisiyle yüzleşmenin güvenli veya tehlikeli olacağını düşünen herkesi, tavsiye ve destek almak için bir aile içi şiddet örgütüne başvurmaya teşvik ediyoruz” diyor.

Amerika’daki Ulusal Aile İçi Şiddeti Sona Erdirme Ağı (NNEDV) Güvenlik Ağı Direktörü Erica Olsen de şunları ekliyor: “Aile İçi Şiddeti Sona Erdirecek Ulusal Ağ olarak, Kaspersky’nin mahremiyet ve ikili ilişkilerde takip yazılımı kullanımı konusundaki bilinci artırmak için ileriye dönük adımlar atmasından çok memnunuz. Bu alanda daha fazla veriye ihtiyaç var. Bu bilgilerin mağdurların güvenliğini ve mahremiyetini iyileştirmek için kullanılmasını dört gözle bekliyoruz.”

 

Küresel takip rakamları ve etkilenen kullanıcıların coğrafi dağılımı

Coalition Against Stalkerware’in takip yazılımı tespit kriterlerini takiben Kaspersky, gelen istatistikleri analiz ederek Ocak-Ekim 2021 arasında kaç kullanıcısının takip yazılımından etkilendiğini ortaya koydu. Buna göre yaklaşık 28 bin mobil kullanıcı bu tehditten etkilendi. Aynı dönemde Türkiye’den 546 vaka görüldü.

Teknolojiyi herkes için güvenli tutacak iki yıllık birliktelik

Coalition Against Stalkerware, iki yıl önce Kasım 2019’da 10 kuruluşun katkısıyla kuruldu. Bugün mağdurlara destek, takipçilerin faaliyetleri, dijital hak savunuculuğu, BT güvenliği, akademi, güvenlik araştırmaları ve kolluk kuvvetleri dahil olmak üzere farklı ilgili alanlarda çalışan uzmanlara sahip 40’tan fazla üyesi mevcut. Bu yıl koalisyon INTERPOL gibi yeni destekçileri ve aralarında Jandarma Nationale (FR), Luchadoras (MX), Refuge (İngiltere) ve The Tor Project (ABD) gibi üyeleri ağırladı. Bunun ötesinde koalisyon kuruluş amaçlarından birini daha yerine getirerek, kar amacı gütmeyen kuruluşlar arasında kapasite geliştirmeye yardımcı olmayı, mağdurlar, kolluk kuvvetleri ve çevrimiçi kötüye kullanımın üstesinden gelmek için diğer ilgili taraflarla birlikte çalışmayı amaçlayan takip yazılımı hakkında teknik eğitim başlattı.

Şirketin yıl içindeki faaliyetleri şunları içeriyor:

Ekim ayında Kaspersky, küresel kolluk kuvvetleri tarafından ilgiyle karşılanan çevrimiçi atölye çalışmaları için koalisyonun teknik eğitimini kullanarak 210’dan fazla polis memuruna dijital izleme tekniklerini araştırmak için bilgi sağlamak üzere INTERPOL, NNEDV ve Wesnet ile bir araya geldi.
Geçtiğimiz ay Kaspersky’nin liderliğini üstlendiği AB çapındaki DeStalk projesi, bölgesel yetkililer, kamu görevlileri, mağdur destek hizmetleri ve fail programlarının çalışanları için siber şiddet ve takip yazılımıyla nasıl mücadele edileceğine ilişkin bir e-öğrenme kursu başlattı. DeStalk, Avrupa Komisyonu’nun Haklar, Eşitlik ve Vatandaşlık (REC) Programı tarafından destekleniyor.

Koalisyon üyelerinin dahil olduğu diğer faaliyetler hakkında daha fazla bilgi Koalisyonun web sitesinde yer alıyor.

Takip yazılımlardan etkilenebileceklerinden veya etkilendiğinden şüphelenen kullanıcılar için Kaspersky aşağıdaki önerilerde bulunuyor:

Cihazda takip yazılımı bulursanız kaldırmak için acele etmeyin. İstismarcının potansiyel bir güvenlik riski olabileceğini düşünmek önemlidir. Bazı durumlarda, kişi tepki olarak taciz edici davranışlarını artırabilir.
Yardım ve güvenlik planlaması için aile içi şiddet mağdurlarını destekleyen yerel makamlar ve hizmet kuruluşları ile iletişime geçin. Çeşitli ülkelerdeki ilgili kuruluşların bir listesi www.stopstalkerware.org adresinde yer alıyor.
İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca ve Portekizce dillerinde mevcut olan ana sayfada koalisyonun takip yazılımı ve buna karşı nasıl korunulacağına ilişkin videosunu izleyin. Ayrıca casus yazılım algılama, kaldırma ve önleme konusunda mağdurlar için hazırlanmış bir sayfa da bulunmaktadır.
Cihazınızı kontrol etmek ve üzerinde takip yazılımı kurulu olup olmadığını öğrenmek için Kaspersky Internet Security for Android gibi kanıtlanmış siber güvenlik korumasını kullanın. Ancak fail bir siber güvenlik çözümünün kullanıldığını fark edebileceğinden, bu yalnızca mağdur için potansiyel risk değerlendirildikten sonra yapılmalıdır.

Stalkerware Karşıtı Koalisyon (Coalition Against Stalkerware) Hakkında

Stalkerware Karşıtı Koalisyon (Coalition Against Stalkerware – “CAS” veya “Koalisyon”), takip yazılımı oluşturma ve kullanma yoluyla kötüye kullanım, takip etme ve taciz konularını ele almaya adanmış bir gruptur. Avira, Electronic Frontier Foundation, European Network for the Work with Perpetrators of Domestic Violence, G DATA Siber Savunma, Kaspersky, Malwarebytes, The National Network to End Domestic Violence, NortonLifeLock, Operation Safe Escape ve WEISSER RING olmak üzere on kurucu ortak tarafından Kasım 2019’da başlatıldı. Koalisyon kırktan fazla ortaktan oluşan küresel bir ağ haline geldi. Koalisyon takip yazılımları aracılığıyla işlenen suçları aktif olarak ele almak ve bu önemli konu hakkında kamuoyunu bilinçlendirmek için aile içi şiddet mağdurlarına destek ve faillere müdahale, dijital hak savunuculuğu, BT güvenliği ve akademik araştırma alanlarında çalışan çeşitli kuruluşları bir araya getirmeyi hedefliyor. Periyodik olarak ortaya çıkan yeni takip yazılımı çeşitleriyle dünyanın her yerindeki kullanıcılar için yüksek toplumsal alaka düzeyi nedeniyle, CAS yeni ortaklara açık ve işbirliği çağrısında bulunuyor.

Devamını Oku

Hamilelik Sonrası Dönemde Çiftlerin Birbirini Anlayabilmesinin Yolu Konuşmaktan Geçiyor

Hamilelik Sonrası Dönemde Çiftlerin Birbirini Anlayabilmesinin Yolu Konuşmaktan Geçiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aileye yeni bir üyenin katılması, o döneme kadar sadece eş görevini üstlenen çiftlere annelik ve babalık rollerini de yüklüyor. Bebekle birlikte yeni bir uyum dönemi yaşayan çiftler, kimi zaman bu yeni düzene uyum sağlamakta sorun yaşıyor, bu durum da ilişkilerini etkileyebiliyor. DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Gizay Nur Kepen, bebek sahibi olan çiftlere ilişkilerini sağlam tutmak için önemli ipuçları veriyor.

 

Aile içerisinde en önemli olaylarından biri de hamilelik sürecidir. Gebelik; önemli bir değişiklik, bazen bir stres faktörü, çiftleri ve bireyleri etkileyen bir süreçtir. Gebelikte kadının yaşadığı fizyolojik değişimlerin yanı sıra eşler de psikolojik ve sosyal açıdan değişen düzene uyum sağlama gereği hissederler. Çiftlerin yeni aile üyesinin katılımına hazırlanmak için yeni roller edinmek zorunda olduğunu hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Gizay Nur Kepen, “Bu durum aile sistemi içerisinde gelişimsel bir kriz dönemi olarak tanımlanabilir. Evlilik ile bireyler kendi aile düzenlerini oluşturmaya başlar. Karı-koca rollerinin benimsenmesi, uyum kurulması, iletişim kalıplarının oluşması ile sağlanan aile sistemine yeni bir üyenin katılması iletişimin niteliğini etkileyebilir” diyor.

 

Hamilelik sonrası dönemde eşler desteğe ihtiyaç duyabilir

Psk. Kepen, alışılagelmiş rutinin bozulmasının, ev içi sorumlulukların artmasının, “mükemmel ebeveyn” olmak için çok fazla çaba harcamanın çiftler arasındaki iletişimin azalmasına ve eşlerin birbirine daha az vakit ayırmasına neden olabileceğinin altını çiziyor. Psk. Kepen, çiftler arasında problem yaşanmasına neden olan başlıca unsurları şöyle anlatıyor: “Annenin bedensel değişiklikler, kilo alımı nedeniyle “Eşim beni eskisi gibi çekici buluyor mu? Kilolarımı verebilecek miyim? Çocuğumu sağlıklı büyütebilecek miyim?” gibi endişelerle karşılaşması, babanın maddi sorumluluklarının artması, baba rolünü benimsemeye çaba harcaması, eşin ve aile bireylerinin kendisine olan ilgi ve tutumunun değişmesi çiftlerin problem yaşamasına neden olabiliyor. Doğum sonrası cinsellik de başlıca problemler arasında sayılabilir. Lohusalık döneminin ardından birçok kadında cinsel isteksizlik yaşanabiliyor. Uyku rutininin bozulması, yorgunluk hali, ilişki odaklı yaşamın yerini çocuk odaklı bir yaşama bırakmış olması cinselliği etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Bu uyum sürecinde her iki eş de daha fazla destek ihtiyacı hissedebiliyor. Eşlerin birbirine bu süreçte destek veremeyip, tek başlarına problemi çözmek zorunda kaldığında iletişim problemleri yaşanabiliyor ya da var olan problemler artıyor. Ayrıca bu gibi etmenler annede lohusalık depresyonuna neden olabiliyor.”

 

Bebeğin bakımında babalar da aktif rol almalı

Hamilelik sonrası çiftlerin ilişkisini yeniden düzenlediği bu dönemde karşılıklı ihtiyaçların dile getirilmesiyle açık iletişim benimsenmesinin problemlerin ortaya çıkmasını engelleyebileceği söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Gizay Nur Kepen,  ihtiyaçlar dile getirilirse aradaki bağın zarar görmeyeceğini hatırlatıyor. “Çiftlerin birbirini anlayabilmesinin en iyi yolu duygu ve düşünceler hakkında konuşabiliyor olabilmeleridir” diyen Psk. Kepen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yeni benimsenen anne ve baba rolünün sevgiyi pekiştirebilecek birer unsur, aileye katılan yeni üyenin sevginizin bir parçası olduğunu görebilmek, beraberce daha fazla vakit geçirmek ve diğer ebeveyni çocukla kurulan bağın dışında bırakmamak önemli bir etken olacaktır. Ayrıca bebeğin bakımında babanın da aktif rol oynamasının, annenin stres düzeyini azalttığı araştırmalarla desteklenmektedir. İlk başta bebekten ayrı vakit geçirmek elbette zor olacaktır. Ancak bir süre geçtikten sonra bebeğinizi güvenerek teslim edebileceğiniz aile büyüklerine emanet edip, eşiniz ile bir mola almak eski dinamikleri hatırlamanıza ve anne-baba rolü kadar, sevgili-eş ilişkisini de dengede tutabilmeye yardımcı olacaktır.”

Devamını Oku

Anadolu Sigorta Genç Anadolu Projesiyle Yeni İş Ortaklarını Belirledi

Anadolu Sigorta Genç Anadolu Projesiyle Yeni İş Ortaklarını Belirledi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pandemi döneminde gençlere destek olmak ve istihdam sağlamak amacıyla “Genç Anadolu” projesini hayata geçiren Anadolu Sigorta, bu kapsamda önemli bir adımı tamamladı. Yapılan başvurular sonucunda, gerekli eğitim ve deneyim şartlarını sağlayan 494 kişi genel yetenek sınavına alındı. Yapılan değerlendirme merkezi uygulaması ve mülakatlar sonucunda olumlu değerlendirilen 11 kişi acentelik için gerekli resmi işlemleri tamamladı ve Anadolu Sigorta acentesi olarak faaliyete başladı.

Anadolu Sigorta, gençlerin iş hayatına atılmalarına ve istihdama katılmalarına yardımcı olmak amacıyla hayata geçirdiği Genç Anadolu projesi ile yeni iş ortaklarını belirledi. Şirket, sigortacılık ve ilgili bölümlerden mezun olan veya yakın zamanda mezun olacak gençlere ve sigortacılık deneyimi olan ancak acenteliği bulunmayan 35 yaş altı 11 kişiye kendi acentesini açma fırsatı sundu.

2021 yılının Mart ayında Genç Anadolu proje duyurusunu gerçekleştiren Anadolu Sigorta, bu kapsamda yapılan başvurular sonucunda, gerekli eğitim ve deneyim şartlarını sağlayan 494 kişi genel yetenek sınavına katıldı. Sınav ve mülakatlar sonucunda olumlu değerlendirilen çeşitli illerden 11 kişinin acentelik için gerekli resmi işlemleri tamamlanarak, Anadolu Sigorta acentesi olarak faaliyete başlamaları sağlandı.

Genç Anadolu projesi kapsamında yeni acente sahiplerine, acentelik kuruluşu için gereken muhtelif giderleri karşılama konusunda destek olduklarını açıklayan Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Fatih Gören, “Bu giderlerin yanı sıra, şirketimizin ürün ve sistemlerine yönelik acentelik eğitimleri ile sosyal medya, sigortacılık sektörüne yönelik bilgilendirme eğitimleri gibi çeşitli eğitimler verdik. İlgili acentelerimizin ziyaretlerini yöneticilerimiz ile birlikte gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Sektörümüze yeni ve genç acenteleri kazandırarak katkı sağlamaktan ve nitelikli acente ağımızı güçlendirmekten son derece mutluyuz. Sigortacılığı meslek edinmek isteyen yeni gençlere ulaşmaya ve hayallerini gerçekleştirmeye destek olmaya devam edeceğiz. Bu sayede ülke ekonomisine ve istihdama da katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu.

 

Devamını Oku

DOĞRU VE EKONOMİK ISITMADA TERCİH: RADYANT SİSTEMLER

DOĞRU VE EKONOMİK ISITMADA TERCİH: RADYANT SİSTEMLER
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 80’i, ısıtma ve soğutma sistemlerinde kullanılıyor. Enerji tasarrufu açısından önemli bir ekonomik potansiyele sahip olan; cafe-restoran, stadyum, spor salonu, fabrika gibi iç ve dış mekanların doğru ve ekonomik ısıtılması için, projelendirme ve uygulama hizmetlerinin uzman mühendisler tarafından yapılması, işletmelere yüksek oranlarda tasarruf sağlıyor.

Fortes Mühendislik A.Ş Teknik Müdürü, Makine Mühendisi Sadık Hazar Şaybak, radyant ısıtma sitemlerinin nasıl çalıştığını, projelendirme ve uygulama süreçlerinde nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi konulara açıklık getirdi.

Konvansiyonel Sitemlere Göre Daha Ekonomik 

Radyant ısıtma sistemlerinin genel çalışma prensipleri hakkında bilgiler paylaşan Fortes Mühendislik A.Ş Teknik Müdürü, Makine Mühendisi Sadık Hazar Şaybak, şu şekilde konuştu:

“Radyant ısıtma sistemi, radyant ısı transferine dayanmaktadır. Isının, sıcak bir yüzeyden gelenlere ve nesnelere radyasyon yoluyla doğrudan iletilmesidir. Kızılötesi radyant ısı enerjisi yukarıdan aşağı doğru, tavanı veya içinden geçtiği havayı ısıtmaksızın, konumlandırıldığı alanda cisimleri ya da kişileri ısıtır.

Havanın ısınması, sonrasında ise kızılötesi ışınlarla ısınan cisimlerden taşınım ile ısı transferi sonucunda meydana gelir. Isıl ışınım, maddenin sahip olduğu ısı enerjisini elektro-magnetik dalgalarla, sıcaklığı nedeniyle yayması işlemidir.

Elektro-magnetik dalgalar, cisimlerin yüzeylerine çarptığında yüzeydeki molekülleri harekete geçirir ve moleküllerin ısı üretmesi ile cisimler ısınır.

Radyant ısıtma sistemleri tercih edilirken, ortamın kullanım amacı en önemli faktörlerin başında gelir.   Radyant ısıtıcı kullanılacak mekan, açık ve yarı açık havalanabilen ortam ise: boru tipi radyant ısıtıcı, bölgesel ısıtma isteniyorsa seramik plakalı radyant ıstıcıların tercih edilmesi doğru kullanım ve enerji tasarrufu açısından yerinde bir hareket olacaktır.

Dış ve büyük hacimli mekanların konvansiyonel sistemler olarak adlandırdığımız, klasik yöntemlerle ısıtılması oldukça zor ve yüksek maliyetler oluşturmaktadır.

Havayı ısıtarak yüksek mekanlar ısıtıldığında, ısınan hava yükseldiğinden ısıtılması gerekmeyen üst kısımlarda sıcaklık 40°C ye ulaşırken, döşeme seviyesinde hava sıcaklığı 12 – 13 °C civarındadır. Böylece tavandan ve hava değişiminden büyük enerji kayıpları olmaktadır. Radyant ısıtıcılarla ısıtılan yerlerde hava ısıtılmadığından, hava değişim oranları ve yükseklik arttıkça, enerji tasarrufu da artarak göreceli olarak %60’lara ulaşmaktadır.

Radyant ısıtma sistemleri bölgesel ısıtma sağlayarak, gereksiz enerji tüketimini önleyeceği ve işletmelere ekonomik bir ısıtma imkanın sunacağından dolayı kullanılması doğru bir tercih olacaktır.” dedi.

 

Fabrika, İbadethane, Sera ve Stadyum Gibi Birçok Alanda Kullanılıyor  

Radyant ısıtma sistemlerinin kullanım alanlarının geniş olduğunu vurgulayan Fortes Mühendislik A.Ş Teknik Müdürü Sadık Hazar Şaybak, şöyle devam etti:

“Radyant ısıtma sistemleri, dış ve kapalı mekanlarda birçok alanda şıkça kullanılıyor. Kapalı alan diye tabir edilen; spor salonları, hangarlar, depo ve antrepolar, cafelerin kapalı kış bahçeleri, restoranlar gibi tüm alanlar, radyant ısıtma sistemleri sayesinde ekonomik olarak ısıtılabiliyor.

Bunların yanı sıra, başta üretim yapmak amacıyla kullanılan endüstriyel tesislerin kurulu olduğu büyük fabrikalarda, verimli üretimin sağlanabilmesi için ortamının iklim koşullarının çok iyi dizayn edilmesi gerekiyor.

Radyant ısıtma sistemleri, bu aşamada fabrika çalışanlarına güvenli ve iklim koşullarına uygun ortamları sağlayabiliyor. Ekonomik avantajıyla birlikte üretimin ve enerji tüketiminin verimini artırıyor.

Radyant sistemleri aynı zamanda, dünyada yaygın olduğu gibi Türkiye’de de yaygın bir tarım türü olan seracılık uygulamalarında da kullanılıyor.

Ayrıca mimarisi gereği yüksek tavanlı olan cami ve diğer tüm ibadethaneler, yalıtım anlamında her zaman dört mevsime uygun olarak inşa edilmemiş olabiliyor. Radyant sistemler, bu alanlarda da sıcak-soğuk dengesinin kurulmasıyla başarılı bir iklimlendirme sağlıyor.” dedi.

 

Hangi Avantajları Sağlıyor? 

Radyant ısıtma sistemlerinin faydaları hakkında açıklamalarda bulunan Fortes Mühendislik A.Ş Teknik Müdürü Şaybak, şunları sıraladı:

“Konvansiyonel ısıtma sistemlerinde sıcaklık, cihazın yakınında hissedilirken, radyant ısıtma sistemlerinde sıcaklık mekanın her alanında hissedilebiliyor.

Radyant sistemler, diğer sistemlere göre sıcaklığı daha hızlı bir şekilde bulunduğu alana yayıyor. Bir kez ateşleme yapılması durumunda, cihaz hızlıca ısı yaymaya başlıyor.

Kolay ayarlanabilir konfor seviyeleri ve ısıtma kontrolleri sunan radyant sistem, enerji tasarrufu sağlayarak işletmelere ekonomik bir kullanım sunuyor.

Ayarlanabilen yapıda olan radyant sistemlerde, dış müdahaleler minimumda olduğundan yüksek kullanım kolaylığı sağlıyor.

Radyant sistemler hava hareketleri yaratmadığından, kullanılan alanlarda koku ve tozlanmaya yol açmıyor, temiz bir kullanım sunuyor.

Radyant sistemler konumlandırılırken sıcaklık işletmelerin orta bölümüne sabitlenerek, ısı kaçması önleniyor ve bu sayede ortamdaki ısı uzun süre muhafaza edilmiş oluyor.” diye konuştu.

Devamını Oku